Atiye Dizi Değerlendirmesi

İNCELEME

Ülkemizde farklı bir konsept deneyen, saygın(!) televizyon dışına nihayet çıkıp global bir platform olan Netflix’de piyasaya sürülen ve adından sıkça söz ettiren Atiye dizisi, mistik olaylar çerçevesinde hikayesiyle adeta ülkenin piarı adına yapılmış gibi durmakta ve öyle bir iddiası olmamasına karşın çoğu Türk belgesellerinden daha iyi işlenen bilgi aktarma propogandası ile izleyicilere sunulmaktadır. Ve ben de Bu alengirli ve lehimize göre biçimlendirilen Atiye dizisinin incelemesi ve değerlendirmesi ile siz değerli komşularımın karşısındayım!

Diğer aynı kalibredeki örneklerine nazaran sürükleyici ve sıkmayan bir dizi olduğu aşikar fakat senaryo çoğu yerde o kadar kopuk ve anlamsız oluyor ki ”E be kardeşim bu kadar da olmaz” derken kendinizi bulabiliyorsunuz. En heyecanlı ya da meraklandırıcı anlarda sakız gibi uzatılan bölümden bölüme atlama yapıp hikayeyi sezona yayabilmek amacıyla yapılmış kalitesiz seçimlerle karşımıza çıkan senaristleri de gerçekten tebrik etmek gerekiyor. Nitekim senaryonun tutarsızlığı beraberinde kötü oyunculuğu da getiriyor. Bu durumlar da izleyen her bireyde izleme hevesini ve tutkusunu oldukça fazla biçimde kırıyor. Diğer ülke yapımlarından ”Dark, Utopia, Outlander” esinlenilerek ve onların hikayelerini harmanlayarak bir dizi çıkarma gayesi, doğrusunu söylemek gerekirse tutmamış. İstanbul-Urfa arasını 5 dakikaya indirmeleri, Nevşehir’e ışık hızında beş parasız otobüs yolculuklarının yapılması, Atiye’nin kimliksiz her yere girip çıkması, dürbünlü tüfek ile seri atışlar yapılması ve oyuncak bebek hüsranı farkedilmemesi olanaksız hatalardı. Tabi bir bölümde gelen Jesus Chrast’i de unutmamak lazım

Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?

Oyunculukların neredeyse büyük bir çoğunluğunun hayal kırıklığı olup vasata yakın olması da ayrı bir üzücü durum idi. Misal başrol Beren Saat’in oyunculuğu çok ruhsuzdu, Mehmet Günsur ve Metin Akdülger’in oyunculukları ise şahsi fikrimce beklentinin altındaydı. Oynadığı karaktere ve sahneye gizem katmak isteyen her oyuncu çuvallama noktasına gelip oralarda turlar atıyorlardı. Ve de ne gariptir ki Melisa Şenolsun’un oyunculuğunu çok beğenip onun bu dizinin underrated oyuncusu olduğu kanısına vardım. Umarım 3.sezon çekimleri başlayan Atiye; seri üretim mantalitesinde devam etmez, bütçesiz ve prodüksiyonsuz bir sezon daha bizi beklemez. Umarım konusu itibarı ile bu cesareti gösteren yapımın, son vuruşu hüsrana ve hayal kırıklığına uğratmaz. Ve yine umarım ki Diyalogların iyi olacağı, her oyuncunun iyi ki bu yapımda yer almışım diyebileceği ve biz izleyen ”türklerin” bakın bizim de böyle bir dizimiz var diyebileceğimiz bir 3. sezon bizi bekler

Kendi ana dilinizde bir fantastik dizi izlemek istiyorsanız şayet biçilmiş bir kaftan aslına bakılırsa. Zira ülkemizde yapılan işler Rtük engeli dolayısıyla, bütçe dolayısıyla ve de izleyen kesimin muhafazakar tutum tavrı nedeniyle çok basit olup zekanızı bir yana bırakabileceğiniz nitelikte olmaktadır. Tabi istisnalar oldukça fazla var ama geneli itibari ile bu şekilde kronik olarak devam etmektedir. Keza yabancı ve ünlü bir şirketin ülkemizde bu tarz projelere yer veriyor olmasına destek vermek bir nevi bizim adımız görev arz ediyor. İzleyelim, izlettirelim ki Netflix ülkemiz adına daha fazla yatırımda bulunup daha iyi işler çıkarma yolunda adımlarını atsın komşularım!

Son olarak buraya kadar okuma gereğini duyup, zamanını bunun uğruna ayırdığın için teşekkür ediyor, sabrına minnettar olduğumu dile getirmek istiyorum. Sağlıcakla, bilgi ile en önemlisi de film, dizi ve kitapla kal olur mu? Buraya tıklayarak da blog hakkında daha detaylı bilgiye ulaşabilirsin!

NOT: İÇERİSİNDE BULUNDUĞUNUZ SAYFANIN EN ALT BÖLÜMÜNDEN BLOGUMU TAKİP ETMEYİ VE BU YAZIDAKİ BEĞENİ BUTONUNA TIKLAMAYI UNUTMAYIN KOMŞULARIM!

Yorumlar kapatıldı.

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: