Enola Holmes Film İncelemesi

DEĞERLENDİRME

Oldukça ünlü bir kurgu karakteri olan Sherlock Holmes’un kardeşinin yaşantısını konu alan, içerisinde bolca dedektiflik bulunduran ve dönemin durumunu gayet güzel aktaran Enola Holmes filmi; hiç sıkmayan akıcı sekanslarıyla, müthiş yönetmenliğiyle ve Millie Bobby Brown’un harika oyunculuğuyla müstehcenlik içermeyen aile ile beraber izlenebilecek kıvamda keyifli bir filmdir.


Enola Holmes filminin değerlendirmesini yapıyor olmamdaki ana sebep Millie’nin oyunculuğuna olan sevgi ve saygımdan kaynaklanıyor. Sahnenin vermesi gereken tüm duygu yoğunluğunu izleyiciye aktarabiliyor ve filme müthiş kreatiflik katan bir husus olan Enola Holmes’un sahne ortalarında izleyiciyle göz teması kurup kameraya konuşma gelgitleri inanılmaz bir olaydı. Farklı bir lezzet katmıştı filme bu detay. İzleyiciyi hikayenin içine çekebilecek sorular sormaktaydı ve izleyen her bireyde merak unsuru uyandırmaktaydı. Akıllıca kurgulanan basit ama tesirli bir detay. Vee Sherlock Holmes karakterinde boy gösteren Henry Cavill abimiz var ki onu da hiç beğenmediğimi dile getirmek istiyorum. Diğer Sherlock’lara karşın apayrı bir tutum sergileyen ve ruh halinde olan birisi vardı. Henry’nin ve yapım ekibinin söylemine göre farkında olarak yapılıp bilerek bu tarzda Sherlock çıkarılmış. Buna dair bir dedikodu var fakat bu da bana oldukça mantıksız geliyor. Kültleşen ve halka mal olmuş fenomen bir karakteri ne şartta, hangi durumda oynarsanız oynayın yine de gayet tabi karşılaştırılacaksınız, bunun kaçarı yok! Kaldı ki benim de düşüncem, bu ”Sherlock”u Robert Downey’in veya Benedict Cumberbatch’in oyunculuğu ile mukayese edildikten sonra oluşan tadda değil. O yapıtları izlememiş olsam dahi eminim ki yine kararım değişmezdi. Son olarak, yiğidi öldür hakkını yeme sözünden yola çıkarak bir ”Enola Holmes” filmi olduğundan mütevellit bu denli yergiyi de hak etmediği kanaatindeyim.

Sizin bilgi birikiminize şahsımca katkı sağlayacağını düşündüğüm ya da en azından keyifli vakit geçirmenizi sağlayıp motivasyonunuzun yükselmesine olanak sağlayacak bu Enola Holmes filmini incelememden hemen sonra izlemenizi güçlü bir hiddetle tavsiye ediyorum komşularım!

Bedava peynir sadece fare kapında olur!

19. yüzyılda geçip dönemin şart, olanak ve durumunu abes kaçmayacak denli aksettirebiliyordu bu film. Değindiği konular da her izleyicinin anlayabileceği tadda ve aşikar olarak işlenmekteydi. Zira gerek gözümüze soka soka verdiği feminizm mesajı ile gerek de ataerkil toplum yergisiyle alt metninin sağlam olduğu hissiyatını izleyen her bireyde hissettirme gayesi güdüldüğü kanaatindeyim. Nitekim 2 ayrı cinste yaratmış oldukları fark uçurum noktasında idi. Hikayesinde birtakım eksikler olmasına karşın diğer etkenler bu açığı fazlasıyla ve layıkıyla kapatmış. Ayrıca sonunun ucu açık bırakılmış olması da alacağı reytinge ve getireceği sesle orantılı olacak şekilde devamının gelebilmesi adına planlanmış bir kriter olduğu düşüncesindeyim.


Her birimiz iç dünyamızda bir arayış içerisindeyiz. Bize dayatılan yaşantıyı istemekten ziyade biz insanlar kendi yolumuzu çizme şartı koşuyor ve bunun uğruna çabalıyoruz. Hayat bir maraton ve engebeli, çorak arazi üzerine inşa edilen, uçsuz bucaksız bir yol üzerinde koşmamız isteniyor. Umut denen olgu da burada doğuyor ve turnusol görevi görüyor. O yolu koşmayı göze alıp hayallerin uğruna didinenlerden mi olacaksın yoksa bir limana sığınıp kendi kendine kuruntu uyduranlardan mı? Tabi şöyle de bir aleyhte detayımız var ki siz tüm bunları düşünürken acımasız olan bir olgu var: zaman. Zaman akıp gitmekte ve asla sınır tanımamaktadır. Zira yapman gereken zamanı beklemek büyük ahmaklık olup seni o tatlı limana sadece bir adım daha yaklaştırmaktadır. Nitekim doğru zaman diye bir şey yoktur zaman sadece vardır çünkü zaman doğru veya yanlışla ilgilenmez seçim yapmaz sadece akıp geçer ama akarken farkına varmazsan senin için yanlış olur bu yüzden eğer bir şeyler yapacaksanız ve doğru zamanı bekliyorsanız daha çok beklersiniz!

Son olarak buraya kadar okuma gereğini duyup, zamanını bunun uğruna ayırdığın için teşekkür ediyor, sabrına minnettar olduğumu dile getirmek istiyorum. Sağlıcakla, bilgi ile en önemlisi de film, dizi ve kitapla kal olur mu? Buraya tıklayarak da blog hakkında daha detaylı bilgiye ulaşabilirsin!

NOT: İÇERİSİNDE BULUNDUĞUNUZ SAYFANIN EN ALT BÖLÜMÜNDEN BLOGUMU TAKİP ETMEYİ VE BU YAZIDAKİ BEĞENİ BUTONUNA TIKLAMAYI UNUTMAYIN KOMŞULARIM!

Yorumlar kapatıldı.

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: