Kırmızı Pazartesi Kitap Değerlendirmesi

DEĞERLENDİRME

Toplum bilincinin ne denli anlaşılabilir ve örtüşebilir olduğunu, ön yargıların nasıl insanı şekillendirip nasıl halkın ortak davranış biçimini oluşturduğunu ve de nitekim ”bana dokunmayan yılan bin yaşasın” zihniyetiyle varoluşunu oluşturan, cesaret yoksunu insanların, ruhsal çözümlemesiyle karşımıza çıkan bu kitap; herkes tarafından bilinen fakat engel olmak adına hiç kimsenin en ufak fiziksel ve sözel girişimde bulunmadığı bir cinayetin öyküsünü okurlarına eşsiz bir sürükleyicilikte sunuyor.

Olayın başkahramanı Santiago Nasar’ın ölümle sonuçlanan akıbetinin, kitabın ilk satırlarından biliyor olmamız kitaba sürükleyiciliğinden hiçbir şey kaybettirmiyor. Bilakis her gözde ve her bakış açısında bu cinayetin farklı senaryolarını görüyor, iliklerimizde adeta olayı yaşıyoruz!

Bana bir ön yargı verin, dünyayı yerinden oynatayım!

Gelenek baskısı altında işleyecek oldukları cinayeti, en başından beri insanlara mübalağaya da başvurarak alt metninde ”bizi durdurun!” şeklinde yalvarmaya çalışan ikizleri kasabadaki hiç kimsenin durdurmaya yanaşmıyor oluşunu tümdengelim olarak değerlendirecek olursak şayet bu olayı sadece ikizlere atfetmemiz doğru olmaz. Aksine aslına bakılırsa kasabanın tümünün işlediği cinayet olarak nitelendirmek gayet yerinde amirane bir tabir olacaktır.


Bir boş kuyuya atılan taş ne denli ses çıkarır ve de tüm dikkati kendisinde toplarsa ikizlerinde yapmış oldukları ve duyurmuş oldukları cinayette aynı tesiri kendisinde topladı. Fakat bir pürüz var ki o da, yazarın evrensel nitelikli olduğu düşüncesiyle romanın ağırlık noktasını oluşturduğu ve de ihlal edilen, görmezden gelinen ve vurdumduymazlığın hat safhada olduğu, halkın olay karşısındaki tutumuyla toplum yergisini yaptığı konuda. Türkiye’de, Zülfü Livaneli’nin de değindiği üzere isminden kaynaklı kitabın ana fikrinin anlaşılamıyor ya da yanlış anlaşılıyor olması gerçekten can sıkıcı bir durum olarak boy gösteriyor. Evrensel noktasının namus cinayeti olmadığı bilhassa aşikar durumda. Nitekim zannımca tüm gayem, bu novella’nın daha iyi anlaşılması ve yorumlanması düşüncesinde hemfikir oluşumdan değer olgusunu ön planda tutulmaksızın okuma tavsiyesini siz değerli komşularıma yapmak!

Son olarak buraya kadar okuma gereğini duyup, zamanını bunun uğruna ayırdığın için teşekkür ediyor, sabrına minnettar olduğumu dile getirmek istiyorum . Sağlıcakla, bilgi ile en önemlisi de film, dizi ve kitapla kal olur mu? Buraya tıklayarak da blog hakkında daha detaylı bilgiye ulaşabilirsin!

NOT: İÇERİSİNDE BULUNDUĞUNUZ SAYFANIN EN ALT BÖLÜMÜNDEN BLOGUMU TAKİP ETMEYİ VE BU YAZIDAKİ BEĞENİ BUTONUNA TIKLAMAYI UNUTMAYIN KOMŞULARIM!

Yorumlar kapatıldı.

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: