Fİ KİTABI KARAKTERLER ANALİZİ

KARAKTERLER

Bir hikayeyi oluşturan en önemli husustur karakterler. Yazılan, çizilen, uyarlanan senaryoda en büyük payın ve tepside sunulanın tek sahibidir. Hayat senaryosunda dahi bizden daha yüce ve güçlü bir varlığın, her bir karakterini farklı bir amaç doğrultusunda bu alengirli dünyaya kendi keşfini tamamlamasını ve nitekim seyyah misali cennet kapılarına dayanmasını baz alarak gönderdiği bu yaşantıda her birimiz bu kapsayıcı kavramı yaşar, doğrular nitelikteyiz. Fİ kitabı değerlendirmem de bunun apaçık göstergesidir. Tüm içtenliğimle ve arzumla her bir karakterde kendinizi bulmanız temennimle!

CAN MANAY
Bir psikoloğumuz var ki akıllara ziyan bilgisinin yanı sıra; sosyopat, hırslı, hesapçı ve manipülatif özellikleriyle baskın bir karakter olan Can Manay; hem üniversitede ders veren bir hoca hem de televizyonda programı olan ünlü ve sözü geçen bir terapist. Ülkenin en hatırı sayılır isimlerinden olan bu takıntılı şahıs aynı zamanda sistemin kurucularından biridir. İstediği şeyi alabilmek, erişebilmek hususuna dayanan bir ısrarcılığı ve zaaflarını kullanarak insanların hayatlarını köşeye sıkıştırıp bir rotada yön vermeye çalışan bir satranç ustalığı vardır. Hayatına bu oyunu öyle bir entegre ederek yaşam sürer hale gelmiş ki kendi için çalışan piyonlarının haddi hesabı yoktur. Binaenaleyh ismi her kapıyı açan bir anahtar olan bu adamı biz onun Duru’ya olan, kendisinin aşk olarak nitelendirdiği fakat asla bu mertebeye erişemeyecek kadar takıntısından ötürü bu denli besler şekilde tanıyor olacağız. Can Manay’ın Duru’ya karşı hissettiği şey aşk veya sevgi olamayacak kadar saplantılı, sahip olma hırsıyla bütünleşmiş kontrolcü bir erkeklik konumunda ve onu elde edebilmek uğruna yapamayacağı, karşına alamayacağı hiç kimse yok. Bu konuya karşı tavrı net ve görülmemiş bir gözü karalık içeriyor. Kaldı ki yapmış olduğu davranışlarından bu çıkarımları kolaylıkla yapabiliyoruz.

DURU
Gel gelelim güzeller güzeli, bembeyaz teniyle büyüleyici, dansa olan yeteneğiyle hiçbir erkeğin hayır diyemeyeceği ve yine her erkeğin onu gördüğü andan itibaren gözünü ondan asla ayıramayacağı Duru’ya. Çok azimli, başarılı olan bu kızımız kendisinin su tanrısı olarak tanımladığı Deniz’le sevgili. Deniz’in hocalık yaptığı konservatuvar okulunda balerinlik yapan öğrenci ve tek hayalinin sahnede olup sürekli dans etmek olan sanat aşığı, bir içim su tabirinin tam karşılığının sahibi güzel. Can ile tanışınca hayatının kökten değişeceği ve onunla olan aşk flörtünü, onunla yaşadığı aşk serüvenini kendisi için bir deney, kendisinin ise kendi deneyinde bir kobay olarak gören meraklı ve egolu karakterimiz. Onu da bu zorlu yolculukta kendisini keşfetmesini ve Can Manay ile tecrübe edinip farkındalığını fark etmesini göreceğiz. Ayrıca şu ayrıntıya da değinmeden geçmek istemiyorum, Duru’nun Can ile olan flörtöz ilişkisini ve kaçamak aşk gelgitlerini Deniz’e anlatmıyor oluşu, hayat karmaşasında neyden çok eminseniz ondan en çok korkmanız ve sakınmanız gerekir sözünü kanıtlıyor nitelikte.

DENİZ
Hayat arkadaşının Aquaman edasıyla görüp kollarına atıldığı, yakışıklı, yetenekli Deniz ise Duru’nun balerinlik yaptığı okulda öğretmen. Sanatçı kelimesinin vücut bulmuş halidir kendisi. Her bakılan gözde yarattığı etki ve flörtöz duruşu yeteneğiyle harmanlaşarak tüm kadınlarda kıvılcım ateşinin oluşmasına sebebiyet veren enerjiye ve yakışıklılığa sahiptir. Engin bilgisinin, kendine has hayata duruşunun, öznel fikirlerinin ve her konuda insanı dehşete düşürecek düzeyde sersemletici zekasının, Tanrı’nın potansiyelinin tohumundan yaratılmış insan silüetindeki eşsiz varlık tanımına kuşkusuz bir biçimde uyuyor olmasının yanı sıra kendisi olarak, sistemin kapsayıcı alanına girmeden, sistem onları zehirlemeden yetiştirmeye çalıştığı bir kalıba henüz sokulmamış çiğ ve taze beyinli öğrencilerini kendi bilgi tohumundan eksik etmeyen saygıyı sonuna kadar hak eden bir öğretici ve mentor. Onu da bu hikayede kendisinin bilinmeze doğru ilerleyip hayalini gerçekleştirirken farkında olmadan sahip olduklarından nasıl vazgeçtiğinden ve elinde olanların nasıl haberi olmadan yitip gittiğini görüp kâh ona karşı üzüntü duyup kâh oyundaki yerini alamamasından dolayı aptal yerine koyup dışlayacağımız şekilde göreceğiz. Aynı zamanda da kendimizi hayatın acımasızlığının şiddetli bir biçimde yüzümüze çarparken bulacağız.

ÖZGE EGELİ
Gerek maskülen ve güçlü duruşu gerekse zarif yeşil gözleriyle Süpermen edasıyla kızılötesi ışın bırakan ve hedef aldığı her noktayı savurup kavuran su perisi güzelliğine sahip benim hikayedeki favori karakterimdir Özge. Davasından şaşmayan tutumu, sert, itici, tuttuğunu koparma yolunda harcayamayacağı kimsesi olmayan özellikleriyle, sistemin çirkinliğini ve birkaç kişinin elinde tutularak halkın uyutulduğunu erken yaşta farkındalık kazanmış kendine hayran bıraktıran insan kisvesindeki kaplan. Tam anlamıyla özgünlük kazanıp farkındalıklarının farkında olmuş olan Özge homoseksüel cinsel yönelimiyle korkusuz ve meydan okuyan harikulade bir karakter. Can Manay’la yolları kesiştikten sonra varoluşunun temelinde yatan potansiyelinin ve kendisinde vücut bulmuş öfkesinin nasıl cereyan edip bir ısracılığa dönüştüğünü göreceğiz onun serüveninde. Hayatınızda görmek veya karşılaşmak istemeyeceğiniz hatta ve hatta yanınızda destek olarak dahi bulundurmak istemeyeceğiniz dominant birisidir ayrıca.

BİLGE
Adı gibi kendi de ‘Bilge’ olan; otistik abisi Doğru’ya bakmakla yükümlü, annesi şizofren, babası alkolik, hayatın yükünü erken sırtlayıp kamburunun bu gerçekliği gösterdiği, en nihayetinde hayatın onu artık bu duruma şart koştuğu üzere Can Manay’ın öğretmenlik yaptığı okulda psikoloji okuyan dahiyane Bilge çoğu kişinin kitaptaki yansımasıdır aslında. Hayatının hiçbir alanında esnekliğe yer vermeyen, disiplinize bir şekilde mecburiyetlerden doğan kuralcı bir hayata sahip, güzelliğinden ziyade aklıyla ön plana çıkan sapyoseksüel erkeklerin gözdesi olacak kıvamda bilgisiyle okuyucuda haz bırakan bir karakter. Her an geri sayım içerisinde olan hayatımızın nasıl meşakkatli olduğunu ve adaletin bir yanılsamadan ibaret geldiğini herkes için eşit ve aynı olmadığını ama deneyimlerimizin bizi biz yaptığının göstergesidir Bilge.

GÖKSEL VE ADA
Göksel ve Ada ikilisini aynı satırlar eşliğinde anlatmak istiyorum. Zira bu şekilde hayatın iki farklı evriminden gelen insanların aşk kisvesiyle meydana getirdiği arz-talep mantalitesinin sınırlarını zorlayan birliktelikleri, bir kişiye duyulan aşktan daha yüce bir şey olmadığının ispatı niteliğinde. Göksel aynı Bilge gibi hayatın yükünü erken sırtlamış bir karakterimiz. Fakat Bilge’nin aksine Göksel anne ve babasız bir şekilde devlet yurtlarında büyüyen, kağıt toplayıcılığı sayesinde geçimini sağlayan ve hayatın ona acımasızca mecbur kıldığı üzere duygusuz, haşin ama Ada’ya ve onun müziğine karşı da bi o kadar narin, zarif bir kişiliğe sahip hayatın her alanında denk gelebileceğiniz birisi. Dansa olan doğal yeteneğiyle kendi yolunu çizen Göksel ve doğalarından gelen farklılık sebebiyle apayrı yaşam standartlarına sahip olan, tamamen negatif ve ona olan nefreti dolayısıyla alakasız bir enerjiyle farklı bir uyum yakaladığı Duru ile de partnerdir ayrıca.


Ada ise tüm yaylı enstrümanları çalabilen, çok yetenekli ve kendi varoluşunun temelini Deniz’e olan aşkıyla tanımlayan, kendi sessizliğinde kaybolmuş, müziğiyle varolan, Göksel’in onu gördüğü ilk andan beri çevirip kolladığı kitabın insanlarından. İkisini bu denli birbirine bağlayan ve tanışmalarına vesile olup Göksel’in Ada’nın müziğine hayran kalmasını sağlayan neden ise ikisinin de Duru’ya olan nefreti. Hayat zincirinde bu alakasız ikilinin kedi-köpek dalaşmasını andıran ilişkisinin birisine duyulan duygudan ve olaylara verilen tepkilerden doğması hayatın ne kadar garip ve tesadüflerden meydana geldiğinin kanıtı değil midir sizce de ?

SADIK MURAT KOLHAN
Sistemin kurucularından ama en güçlüsü, attığı her adımı hesaplayarak atan Sadık Murat Kolhan’a da yazımda yer vermek istedim çünkü bu tarifi olmayan çekiciliğe sahip ve başarılı olan bu adamı es geçme düşüncesi bende anlamı olmayan endişeye neden oldu. Ülkenin sinir sisteminin yani yayın organlarının en büyük payına sahip; istediği algıyı, istediği kişinin beynine istediği şekilde sokabilecek sonsuz bir güce sahip olan medya patronu. Fakat bunlar bir yana Özge’ye olan ihtiras dolu bakışları ve yanaşmaları bir yana. Sadık’ın bu hikayede nasıl ideallerinin farklılık gösterdiğine ve nasıl kınından çıkarttığı kılıcı yerine koyup bir kişi uğruna rafa kaldırdığını göreceğiz. Nitekim Televizyonun bu günlerde olunabilecek en güçlü yer olması ve Tanrı edasıyla durduğu o konumda halkta kendisine karşı uyandırdığı merak onun cazibesine ve en önemlisi gücüne güç katıyor. Medyanın büyük çoğunluğunu elinde tutan bu şahıs halk nezdinde izlenecek kadar yakın ama ulaşılamayacak kadar uzak pozisyonuyla evrenin varoluş temellerini atan inşaat ustası sıfatını ve temsil ettiği yayın organlarının ülkenin sinir sistemini oluşturması sebebiyle doğaüstü varlık kavramını da karşılar nitelikte.

ETİ
Can Manay’ın mentoru olan Eti ise psikoloji literatürüne yeni bir ad kazandırarak kendi uygulamasını kabul ettirebilecek kadar iyi bir psikolog olmasının yanı sıra Can Manay ile her ikisinin de birbirlerinde yalnızca kendilerinin bilmiş olduğu sırları mevcut ve ikisini birbirine bağlayan kopulmaz bağ bu sırlara dayanıyor. Can’ın geçmişini ”hayatta yaşar halde” bilen tek kişi olan Eti’yi bu serüvende her zaman Can’ın arkasını toplar halde bulurken, kontrolden çıktığı vakit neler yapabileceğini bilen tek kişi olması dolayısıyla büyük bir yük sahibi, hastalıkla cebelleşirken oğluna kendi adının çok kapılar açmasını ve iyi bir gelecek bırakmanın amacında bir anne olarak göreceğiz.

BONUS!!!

ALİ
Aslına bakarsanız diyaloglarının az olması, detayına inilmeden toz silkeler gibi anlatılıp geçilmesine rağmen belki o baskın karakterlerin yanında çok sönük kaldığından kitabı okuyup bitiren sizler de tesir bırakmayacak biri olan Ali; gerek hayata karşı emin bir şekilde duruşuyla gerek de fikri ve hayattaki idealleriyle benim derinden etkilendiğim bir kitap adamı. Basit bir şoför parçasıdır fakat üniversite okumuş ve sivilde ziraat mühendisi kimliğine sahiptir kendisi. Tatminkar oluşu, hayattan ne istediğini bilmesi ve alması onu Can Manay nezdinde çok güvenilir bir seviyeye getirip ülkenin en çok maaş alan şoförü konumuna sokmuştur. Tam görev adamıdır ve ne istendiğiyse onu yapan, aşırılığa kaçmayan yapısıyla herkesin hayatında yanında bulunmasını temenni edeceği tipten bir karaktere sahiptir.

Son olarak buraya kadar okuma gereğini duyup, zamanını bunun uğruna ayırdığın için teşekkür ediyor, sabrına minnettar olduğumu dile getirmek istiyorum. Sağlıcakla, bilgi ile en önemlisi de film, dizi ve kitapla kal olur mu? Buraya tıklayarak da blog hakkında daha detaylı bilgiye ulaşabilirsin!

NOT: İÇERİSİNDE BULUNDUĞUNUZ SAYFANIN EN ALT BÖLÜMÜNDEN BLOGUMU TAKİP ETMEYİ VE BU YAZIDAKİ BEĞENİ BUTONUNA TIKLAMAYI UNUTMAYIN KOMŞULARIM!

Yorumlar kapatıldı.

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: